Hasan Hastürer 21.07.2010
İç lastik öldü, değişmek lazım...
Lastik patladığı zaman velesbitçiye gidilirdi.
İç lastik çıkarılır. Şişirilir ve kovadaki suya batırılırdır. Hava kaçan yere yama yapıştırılırdı.
Bir, iki, üç, hade dört.
Beşinci defa gidildiği zaman velesbitçi bir lastiğe bir de yüzümüze bakar ve “ İç lastik öldü, değişmek lazım” derdi.
Teşbihte hata olmaz, hatasız teşbih olmaz... Bizde de artık sistem yama kaldırmıyor. Bu lastiğin değişmesi gerek.
UBP, kullanılmış ama az yamalı bir iç lastik gibi yeniden dış lastiğin içine yarleştirildi ama tekerlek daha köşeye gitmeden patladı.
Yamalı lastiklerle bir yere gidilemeyeceği kesin olarak ortaya çıktı.
Dış lastiği, iç lastiği yeni velesbite gereksinim var.
Bunun bir an önce sağlanması önemli olmaktan öte gerekli hale geldi.
Dünkü yazımla igili gün boyu telefonum susmadı.
İnternet ortamından da aktı görüşler.
İşte bunlardan sadece ikisi...
“Sevgili dostum bir gazetecinin bir siyasetçiden farkı işte burada. Söylemek istediğini yüreğiyle söyleyip kaç oyum çoğalır veya azalır hesabına düşmeden gerçekleri karşıdakinin suratına altına imza ve ismini de koyarak söylemek. İşte benim tanıdığım dostum ve hiç eskimeyecek yoldaşım Hasan Hastürer bu. Seni ayakta alkışlıyorum, kalemine yüreğine sağlık diyorum... Ahmet ÖMERAĞA.
... Yazınız için kutlarım. Birilerinin böyle bir yazıyı yazmasını beklerdim.. Belki siz gazeteciler buralarını yarı Türkiye olmasındanda kurtarırsınız. Ama tüm şeffaflığıyle yazdığınız yazıyı tebrik ederım. Dilinize, kaleminize sağlık Hasan Bey.. F.S. BÜLENT.”
* * *
Aslında dün her zaman ki gibi sıradan bir gazetecilik görevi yerine getirdim.
Kıbrıs Türk insanının ezici çoğunluğunun içinden geçenleri yazdım.
Türkiye’nin Kıbrıs işlerinden de sorumlu Devlet Bakanı Cemil Çiçek’e yazdığım açık mektubu imzaya açsam çok rahat yüzde doksan insanımız altına imzasını koyar.
Bizler gazeciyiz.
Görev ve sorumluluğumuzun sınırlarını da biliriz.
Ahmet Ömerağa, dostumun dediği gibi oy hesabımız yok.
Bir sonraki seçimi düşünüp insanları oy olarak da görmeyiz.
Bizim derdimiz bu topraklarda insanlarımızın gelecek kaygısı olmadan, mutlu ve huzurlu yaşaması.
Yaşarken de her kim olursa olsun, kimse tarafından aşağılanmaması.
* * *
Bir önceki gün başladı, dün de nutuklar devam etti.
Kıbrıs Türk insanı için 20 Temmuz çok önemlidir.
Ancak yönetenlerin akıl almaz beceriksizliği insanımızın mutlu olarak yaşayacağı yıl dönümlerinin coşkusunu ortadan kaldırdı.
* * *
İnsanın sağlık sorunlarıyla sağlıksız bir toplumun sorunları tedavi bakımından aynıdır.
Şikayet sorunun dışa yansımasının sesidir.
Uzman doktora gidilir.
Teşhis için gereken yapılır. Ve ardından tedavi süreci başlar.
Gözünüzden şikayetiniz varsa cilt doktoru işe yaramaz.
Hele diploması sahte, beyaz gömleği dışında sağlıkla bağı olmayana gidilirse kaş yapayım derken gözden de olursunuz.
Bizim derdimiz sanırım buna benziyor.
Bu toplumda yeterlilik değil, yetersizlik tercih nedeni oldu.
Hak etmeden bir yerlerde olma tepeden aşağıya doğru aktı.
* * *
Zaten sistemden kaynaklanan sorunlarımızın olduğu gerçek.
Bir de buna kişisel yetersizlikler eklenin mevcut durumla yüz yüze geldik.
Biz çocukken en yaygın ulaşım aracı bisikletti.
Şimdi her köşede makinist var ya o zamanlarda da bisikletçiler ünlüydü. Hatta bisiklet değil velesbit denirdi. Tamirciye de velesbitçi.
Lastik patladığı zaman velesbitçiye gidilirdi.
İç lastik çıkarılır. Şişirilir ve kovadaki suya batırılırdır. Hava kaçan yere yama yapıştırılırdı.
Bir, iki, üç, hade dört.
Beşinci defa gidildiği zaman velesbitçi bir lastiğe bir de yüzümüze bakar ve “ İç lastik öldü, değişmek lazım” derdi.
Teşbihte hata olmaz, hatasız teşbih olmaz... Bizde de artık sistem yama kaldırmıyor. Bu lastiğin değişmesi gerek.
UBP, kullanılmış ama az yamalı bir iç lastik gibi yeniden dış lastiğin içine yarleştirildi ama tekerlek daha köşeye gitmeden patladı.
Yamalı lastiklerle bir yere gidilemeyeceği kesin olarak ortaya çıktı.
Dış lastiği, iç lastiği yeni velesbite gereksinim var. Bunun bir an önce sağlanması önemli olmaktan öte gerekli hale geldi.
Halka iletişimi kopmuş.
Seçmene verdiği sözü değer sayan siyasi erk sahipleriyle toplumun ekonomik ve öteki sorunlarına çare bulunma olasılığı yoktur.
Hele yatıp kalkıp, koltuk hesabı yapanlar çare imkanı hiç yoktur.
Günü sözü:
Kaptan ehil değilse, yolculuk azap verir