Hasan Hastürer 18.07.2010
Halkın sesine kulak verilmezse....
Bir kere hükümet edenlerin en önemli yanılgısı, ekonomik paket adıyla ortaya koyduklarına karşı yüksel tepkileri toplumdan kopuk olarak sunmaya çalışılması.
Hükümetin şansı etkili muhalefetin olmaması.
CTP’ye karşı sürdürülen yıpratıcı kampanyanın izlerinin hala silinememesi.
Sendikalar da uzun zamandır sistematik bir saldırı altında.
Eğer bunlar olmasaydı hükümetin karşısındaki güç çok daha geniş kitlesel destek görürdü. Ancak hükümetin halka kulak tıkayan tavrı sürerse sosyal patlama kapının eşiği kadar yakındadır.
Kıbrıs Türk insanı ciddi anlamda gelecek kaygısı taşıyor.
Seçilmişlerin, hükümet edenlerin ne dediği çok bir mana ifade etmez.
Halkın sesini kulak verilmediğini görüyorum.
Kaygının kökeninde de bu var bence.
Hep gelecek seçimleri düşünerek hareket edenlerin iletişimleri sağlıklı değil.
* * *
Yoğun bir okuyucu iletişimi yaşıyorum.
Telefonum 24 saat açıktır.
Gelen tepkilerin siyasi kökenine özellikle bakmam.
Ancak son zamanlarda yazılarımla ilgili aldığım olumlu, katıldıklarını yansıtan tepkilerin ezici çoğunluğu arka arkaya yapılan seçimlerde UBP’ye oy verdiklerini söyleyenlerdir.
* * *
UBP’nin sürdürdüğü politaya kendi tabanından, kendine oy verenlerden de destek yoktur.
Mevcut durumun sürdürülebilir olmadığında herkes hemfikir. Ancak çare üretiminde, ya da kemerlerin sıkılmasında adil yaklaşım içinde olunmadığı görüşü de yaygın.
Önceki gün UBP’nin kuruluşundan beri UBP saflarında yer alan, yetmişi aşkın yaşına rağmen son seçimlerde UBP adına sandıkta görev yapan bir insanımızı dinledim:
“Hep daha iyi olacak inancıyla UBP için çalıştım, çabaladım. Ancak bundan sonra yokum. Yaşım yetmişi geçti. İnşaallah halkın sesine kulak verirler” dedi.
* * *
Orta yaşın üzerine ulaşan, çcuklarından sonra torunlarının geleceğini anne yüreğinin duyarlılığıyla düşünen bir okurdun gelen satırları da aynen size aktarayım:
“Hasan bey, devamlı yazılarınızı takip eden, genelde beğenen bir okurunuz olarak, son zamanlarda toplumu tedirgin eden uygulamalar, söylemler ve davranışlar ışığında, halkı birleştirici ve de beraber hareket edip, ses çıkarmamız zamanı olduğunu belirten yazılar yazmanızı rica edeceğim bir Kıbrıslı olarak. Çünkü gelecek günlere dair endişelerimiz büyüyor.”
Bu satırların yazarını biliyorum.
İletisinin altında imzası da vardı.
Ancak yayınlanması için gönderip, göndermediğini bilmediğim için ismini yazmadım.
* * *
Bir kere hükümet edenlerin en önemli yanılgısı, ekonomik paket adıyla ortaya koyduklarına karşı yüksel tepkileri toplumdan kopuk olarak sunmaya çalışılması.
Hükümetin şansı etkili muhalefetin olmaması.
CTP’ye karşı sürdürülen yıpratıcı kampanyanın izlerinin hala silinememesi.
Sendikalar da uzun zamandır sistematik bir saldırı altında.
Eğer bunlar olmasaydı hükümetin karşısındaki güç çok daha geniş kitlesel destek görürdü. Ancak hükümetin halka kulak tıkayan tavrı sürerse sosyal patlama kapının eşiği kadar yakındadır.
* * *
Geçtiğimiz günlerde Başbakan İrsen Küçük, izledikleri politikaların parti kararı olduğunu yönünde seslendirme yaptı.
Bu vurgu aslında farklı fısıltılara karşı bir mesajdı.
Hafta sonu olmasına rağmen çeşitli bilgi kaynaklarından akan bilgileri derlediğim zaman bırakın UBP’yi parti olarak, hükümet üyelerinin bile bütün olarak atılan adımları huzurla, inançla benimsediğini söylemek kolay değil.
* * *
UBP’nin meclisteki sayısal yapısı da demokrasiyi tehdit eden bir başka gerçek.
Yirmi dört sayısını artırma noktasında demokrasi dışı yöntemleri kullanma tehlikesi geçerli.
Toplumu rahatsız ederken gündemini de oluşturan kamu çalışanı ve emeklilerin lokmasını küçültme operasyonu kadar demokrasiyi zorlayıp daha da kirletecek gelişmelere karşı da duyarlı olmak gerekir.
Ankara’nın UBP ile Tahsin Ertuğruloğlu’nun arasını bulmada son hamleye hazırlandığı da konuşuluyor.
Tahsin Ertuğruloğlu sürekli olarak sorununun Eroğlu ile olduğunu söyleyerek UBP’ye dönüş için kapıyı açık tutuyor.
ÖRP ise UBP ile koalisyona dünden razı.
Ancak tüm bu ince hesaplar yapılırken UBP kurultayına yönelik UBP içindeki gelişmeleri de gözardı etmemek gerek.
* * *
Yazımın ilk bölümü ve ardından siyasi gelişme olasılıklıkları.
Aslında biri vatandaşın öteki ise siyasetçilerin gündemi..
Siyasetçinin koltuğa dayalı gündemi vatandaşın gündemini etkileyemeyecek ancak vatandaşın gündeminde ki gelişmeler patlama noktasına gelirse, siyasetin oyuncuları, oyunları için sahne de bulamayacak.
Halkın sesine kulak verilmeyen her yerde bunun bedeli hep çok ağır olmuştur.
Günün sözü:
Her hata, suçtur ve bedeli vardır