Hasan Hastürer 17.07.2010
“Yedi buçuk, sekiz Sayın Başbakanım!!!”


Erdoğan, KKTC’yi genel hatlarıyla bilir.
Detay bilmesi mümkün değildir.
Bizim talihsizliğimiz, bizim seçilmişlerimizin Türkiye devlet ve hükümet yetkililerinin karşısına geçtikleri zaman uçuk örneklerle Kıbrıs Türkünün imajına zarar verecek ispiyonculuklar yapmalarıdır.
Önceki gün Ankara’da olan da aynen böyledir.
İçeride görüşülürken İrsen Küçük, kendi maaşı ile Kooperatif Merkez Bankası müdürünün maaşının kıyaslamasını yapmış, Erdoğan da basının karşısına geçince bunu kullanmıştır


Başbakan İrsen Küçük’ten çok küçük bir ricam olacak.
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’la birlikte düzenledikleri basın toplantısının görüntüleri oturup, sakin kafayla izlesin.
Eğer ekranlara yansıyan tablodan şikayeti yoksa diyecek hiç bir sözüm yoktur.

*             *            *

Her Kıbrıslı Türk gibi incindim, rahatsız oldum.
Erdoğan canlı yayımlanan basın toplantısında İrsen Küçük’e maaşını soruyor. Ve bizim Başbakanımız “Yedi buçuk, sekiz Sayın Başbakanım” diye yanıt veriyor.
Ve Erdoğan, Başbakan’ın sekiz bin TL maaşına karşın müdür maaşının 14 bin TL olduğunu işaret ediyor.

Buna, “Bu Kıbrıslılar ensemizden geçiniyor” kampanyasına kulakları dünden açık olan Türkiye’deki ezici çoğunluk balıklama dalar. Ve KKTC’de yüzlerce hatta binlerce müdürün 14 bin TL maaş aldığını sanırlar.

Kooperatif Merkez Bankası Genel Müdürü’nün maaşının 14 bin TL olduğunu ilk kez HAVADİS’te Başaran Düzgün arkadaşım yazdı. Amacı da Kooperatifteki hak etmeme ve adaletsizliğe vurguydu.
Hiç kuşkum yok bu rakamın genelleme yapılarak istismar edileceğini düşünmemişti.

*               *            *

DP Genel Başkanı Serdar Denktaş bu konuda “Bir basın toplantısında benim Başbakanıma dönüp, ‘Sen ne kadar maaş alıyorsun’ diye soracaksın… Benim Başkanım da ürkek sesle yanıt verecek. Bu kabul edilemez. Mesele ne kadar maaş aldığı değildir. Mesele, Türkiye kamuoyunun önünde bana bu sorunun sorulmasıdır” derken çok haklıdır.

*               *            *

Erdoğan, KKTC’yi genel hatlarıyla bilir.
Detay bilmesi mümkün değildir.
Bizim talihsizliğimiz, bizim seçilmişlerimizin Türkiye devlet ve hükümet yetkililerinin karşısına geçtikleri zaman uçuk örneklerle Kıbrıs Türkünün imajına zarar verecek ispiyonculuklar yapmalarıdır.
Önceki gün Ankara’da olan da aynen böyledir.
İçeride görüşülürken İrsen Küçük, kendi maaşı ile Kooperatif Merkez Bankası müdürünün maaşının kıyaslamasını yapmış, Erdoğan da basının karşısına geçince bunu kullanmıştır.

*            *            *

Hemen belirteyim Kooperatif Merkez Bankası Müdürü aylık 14 bin TL maaşı hak edecek özelliklere sahip midir?

Bana göre değildir.
Siyasi erk bunu bilip, müdahale etmelidir, etmeliydi.
Ha! Bir de müdürün maaşını bahane ederek herkesin maaşını tırpanlamak ne kadar iyi niyetli yaklaşımdır ayrı konu.

Dahası her hangi bir çalışanın ne kadar geliri olduğu yıllık rakamla ifade edilir. Yıllık gelirin kaç taksitte eline geçtiği ise ayrıntıdır.
Yıllık maaşı 52’yi bölünerek verilirse her hafta gelirinin 1/52’sini alır.
Her onbeşte bir ödenirse, her ödemede 1/26’sını alır.
Kısaca 12, 13,14, 15, 16’ya bölünerek de alabilir.
Önemli olan kaç kez ödenirse aldığı paranın o sayı ile çarpılarak bulunacak yıllık kazançtır.
Batıda hemen hemen tüm ülkelerde ölçü yıllık kazançtır.
O nedenle on üçücü ya da on dördüncü maaştan bahsetmek yanlıştır.
Eğer hak edilenden fazla kazanç varsa yıllık maaştan azaltılır. Azaltılarak ulaşılan yeni rakam yine istenilen ya da uzlaşılan defaya bölünerek çalışana verilir.
Bunun böyle olduğu bilinmiyorsa bilgi eksikliği, biliniyorsa bile bile saptırma var demektir.

*            *            *

Belli oldu ki Erdoğan’ın bakış açısına göre bir ülkede maaş politikası devlet hiyerarşisine göre belirlenir. En yüksek maaş Cumhurbaşkanının ardından Meclis Başkanı ve Başbakanındır... Sonrası ona göre gelir.
O ülkede kimse bu makamların üzerinde maaş alamaz.
Peki Türkiye’de böyle midir?
Tabii ki böyle değildir.
Örneğin Türkiye Milli Futbol Takımı Fatih Terim’in aylık maaşı 135 bin 595 TL’ydi.
2008’de Fatih Terim’in bu maaşı Başbakan Erdoğan’ın maaşından 15, asgari ücretlinin maaşından ise 316 kat fazlaydı.

Biz kendi içimizde haksız, hak edilmeyen kazançları sorgulayalım ve düzeltelim ama gidip Türkiye’de bizi rezil edecek şekilde ispiyonculuk yapmayalım.
Hele bunu Başbakan, bakan düzeyinde insanlar yapmasın.
Eğer Kooperatif Merkez Bankası müdürü o göreve layık değilse o göreve gelmesine onay vermeyin. Ya da onay verirsen hak ettiği maaşı verin. Hem o maaşı verecekseniz ya da o maaşı almasına göz yumacaksınız, hem de çıkıp bunu istismar edip bir tek örnekten genellemeye gideceksiniz.
Bunun için “Ayıp” sözcüğü bile hafif kalır.

*             *               *

İrsen Küçük’ün Başbakanlığındaki hükümet ekonomik paket adıyla gündeme getirdikleriyle cesaret değil cesaretsizlik örneği gösteriyor. Kamu çalışanları ve emeklilerin lokmalarını küçültmek kolay olandır.
Et da, bıçak da hükümetin elinde.

Gelir artırma yerine gider azaltıcı yaklaşımlar ekonomik aklın onaylayacağı bir yaklaşım değildir.

Hiç itiraz etmem, kamu çalışanları ve emeklilerin ödemeleri bir ay yapılmasın. Yapılmasın, o zaman göreceğim bu konuda şak şakçılık yapanları.
Gazetelere bakınız, özel sektörden basına yansıtılan reklamlar en çok ay sonu, ödeme günlerindedir. Çünkü çarşıya para kamu çalışanların ve emeklilerin ödendiği gün düşer.
Gerçek bu iken, “Beni sokmayan yılana alkış” mantığıyla hareket ediliyor.

Günün sözü:

Herkes baktığı pencerenin büyüklüğü kadar görür


Abdest alan donuna, namaz kılan canına / 09.09.2010 / Hasan Hastürer
Çakıcı’yı yargısız infaz etmem... / 08.09.2010 / Hasan Hastürer
Siyasetten yoksun siyaseti, izlemek... / 07.09.2010 / Hasan Hastürer
Ayinesi iştir Suat Hoca’nın... / 06.09.2010 / Hasan Hastürer
Lurucina’dan Akıncılar’a hüzünlü yolculuk sürerken.... / 04.09.2010 / Hasan Hastürer
Hem gurur duydum, hem de üzüldüm / 04.09.2010 / Hasan Hastürer
Yaşama sahip çıkmak nedir? / 03.09.2010 / Hasan Hastürer
Küçük ama anlamlı adımlar (*) / 02.09.2010 / Hasan Hastürer
On iki ay ve her yerde turizm... / 01.09.2010 / Hasan Hastürer
Hem sağlık ve hem cep için tehdit... / 31.08.2010 / Hasan Hastürer
Tavuk etinin de tadı tuzu kalmadı... / 30.08.2010 / Hasan Hastürer
Altmış dokuz yaşında deli dolu bir yürek... / 29.08.2010 / Hasan Hastürer
“Bu mahcubiyet bitmeli..” / 27.08.2010 / Hasan Hastürer
Yazıklar olsun bunlara!!! / 26.08.2010 / Hasan Hastürer
Bekara eş boşamak kolaydır... / 24.08.2010 / Hasan Hastürer
Bu gidişatın sonu üniversitelerimizin cenaze namazıdır... / 23.08.2010 / Hasan Hastürer
Bir bilenle konuşmanın farkı... / 22.08.2010 / Hasan Hastürer
Dünya standardında banka olmak... / 21.08.2010 / Hasan Hastürer
Yanarım yanarım, neye yanarım bilir misiniz? / 20.08.2010 / Hasan Hastürer
İddaa, gözünü KKTC’ye dikmişken... / 19.08.2010 / Hasan Hastürer
Utanma duygusu insana mahsustur / 17.08.2010 / Hasan Hastürer
Aralık, kapının ardında... / 17.08.2010 / Hasan Hastürer
“Denktaş Bey’den sonra halimiz ortada...” / 16.08.2010 / Hasan Hastürer
Bağışıklık kazanmak büyük tehlike... / 15.08.2010 / Hasan Hastürer
Mehmet Tancer, bu rezilliği zor kaldırır diye düşünüyorum... / 14.08.2010 / Hasan Hastürer
Genel istek üzerine “Politikanın Fahişeleri” / 13.08.2010 / Hasan Hastürer
Maliye Bakanı Ersin Tatar’ın penceresinde... / 12.08.2010 / Hasan Hastürer
Eğer KKTC Hukuk Devletiyse... / 11.08.2010 / Hasan Hastürer
Son sözü yargı söyleme noktasına yürünürken... / 10.08.2010 / Hasan Hastürer
Düşmanlık ezeli ve ebedi olmamalı... / 09.08.2010 / Hasan Hastürer
Google