Hasan Hastürer 04.07.2010
Sürgüne, gözü yaşlı isyan...


... Ve Tamer Kaptan, siyasilere ders veren şu sözlerle noktalıyor konuşmamızı: “ Kaptan pilot olarak dünyanın her yerinde geçerli bir mesleğim var. Uçarım, çalışırım paramı kazanırım. Dünyanın her yerinde çalışmak özgürlük olarak algılanabilir. Ancak ülkenizde çalışma koşulları sizden kaynaklanmayan nedenle sonlanarak yurt dışına gitmek zorunda kalırsanız bu bir özgürlük değil, ülkenizi yönetenlerin sizi sürgüne göndermesidir. Ben bu sürgüne gözüm yaşlı olarak isyan ediyorum...”


Bugün Pazar...
Pazar günleri Pazar yazısı yazmayı severim.
Gündemden kaçmak, insanların ruhunu karartmadan ya da karartılmış ruhlardan yansıma yaptırmadan yazmak...
Elimin altında var pazarlık konu...
Sanatta torpille bir yere gelinmez. Torpilsin, sanatının, üretkenliğinin hakkıyla Türk sinemasında çok iyi yere gelen Derviş Zaim’le konuştum... Gündemi yırtıp yazamadım bir türlü.

Kırk bir yıldır Avustralya’da yaşayan Ortaköylü Ayhan Sütçüoğlu, dört yıl çalıştı hayatının etrafında olanları yazdı, kitap yaptı. Bize göre dünyanın taaa öteki ucunda kırk bir yıldır yaşam mücadelesi veriyor ama yüreği hep doğduğu topraklar içi atıyor... Oturduk konuştuk. Ayhan Sütçoğlu da tam Pazar günlük bir yazı.
Peki bunları yazmak içini elimi tutup engel olan mı var?
Evet var.
Binlerce insanımızın evine düşen ateş gündemden kopmama izin vermiyor.

*            *            *

Sabah güne KKTC’nin en batısından genç bir insanın derdini, kaygılarını baylaşarak başladım.
Yaşı otuz bir.
Sekiz yıllık evli.
İki kız çocuğu babası.
Hemşirelik yaparak bugünü insan gibi yaşayıp, çocuklarına gelecek hazırlama peşinde.

“Hasan abi, akşam uykum kaçtı uyandım. Mışıl mışıl uyuyan çocuklarıma baktım uzun uzun. Onları, geleceklerini düşündüğüm zaman içime inanılmaz bir maraz çöktü ağlamamak için kendimi zor tuttum. Bizi yönetenler ne şartlar altında yaşadığımızı bilmiyor. 2000 TL gelirim var. Sekiz yüzü konut gideri. Geriye kalanla nasıl geçineceğiz Allah aşkına. Sen söyle Hasan Abi.”

Çok duygulandım... Küçük kızının barsak düğümlenmesiyle ilgili yaşadıklarını da anlattı... “ Mevcut durumda tek güvencemiz düğün parasından bir kenarda durun 10 bin TL. Çocuğumun burada tedavisinden korksam onu da Türkiye’de tedavi için harcayacaktım. Bizi yönetenler bizi hiç düşünmüyor. Mücadele etmekten başka şansımız kalmadı.”
İletişimimiz bitti.
Facebook’ta arkadaş listemde olan biriydi.
Sayfasına girdim.
Bilgilerine baktım.

Siyasi görüşünü de yazmış bilgiler bölümünü.
Siyasi görüşünü merak ediyorsanız, aynen yazdığını aktarayım: “Şehitler ölmez, vatan bölünmez.”
Bizim en büyük derdimiz siyasi erki bir biçimde eline geçirenlerin insanları düşünmeden karar üretmeleri. Aldıkları kararların insanımıza kurşun sıkma olduğunu bilmemeleri. Ve siyasi görüşü “Şehitler ölmez, vatan bölünmez” olanları da yüreklerinden vurmaları.

*              *             *

Öğleden sonra telefon çaldı.
Arayan KTHY’nin değerli pilotlarından Tamer Azizoğlu.
“ Yazını okudum. Gerçek durumu ne güzel anlattın, keşke yazmadan benimle de konuşsaydın” dedi.
Farkettim sesinde burukluk vardı.
Herkes vatanını sever ama Kıbrıs Türkü’nün Kıbrıs sevgisinin bir başka olduğuna inanırım. Şu an hayatta olan herkes mücadele vere vere bu topraklara tutundu.

... Ve çok iyi bildik ki VATAN KARNIMIZIN DOYDUĞU YER DEĞİLDİR.
Bizim vatanımız, ANAVATANIMIZ KIBRISTIR.
Atalarımızın geldiği Anadolu ise ATAVATANIMIZDIR.
439 yıl burayı vatan yapmamıza, vatan bilmemize fazlasıyla yetti. Fanatik Rumların burayı ANAVATAN bilmemizi sevmemesini anlarım. Çünkü burayı Anavatan bildiğimiz zaman bize misafri muamelesi yapamazlar. Rum fanatikler bunun farkında ama bizim kuyunun dibinde yaşayan fanatiklerimiz ince farkın farkında değil.
Tamer Kaptan’ın Kıbrıs sevgisini çok bilenlerdenim.
KTHY’nin deposuna yakıt değil kezap suyu dolduranlar KTHY’yi yok ediyor.

KTHY çalışanları içinde pilotların yurt dışında çalışma olanağı olduğunu her fırsatta söyledim.
Şimdi KTHY pilotları kapışılıyor.
Hemen hemen tümüne teklifler var.
Tamer Azizoğlu, bir Kıbrıs sevdalısı.

“İki gecedir gözüme uyku girmiyor. Uyku girmemesi bir yana gözyaşım yastığı ıslatıyor. Bu akşam Kıbrıs’ta son gecem. Yarın gidiyorum. Pegasus’ta uçacağım. Evim de Antalya’da olacak. Motorum dahil her şeyimi satıyorum.”
Bunları söyledi...

Tamer Azizoğlu, Vudalı emekli gümrük müfettişi, TMT’ye yıllarını vermiş Orhan Azizoğlu ve eşi Şerife Azizoğlu’nun oğlu. 17 Ocak 1962’de Limasol’da doğdu. 1964’te Kuzeye geldiklerinden 12 yaşındaydı.
Kıbrıs Türk Hava Kurumu’nda başladı havacılık serüveni.
Yüksek Öğrenimi, denizcilik makine bölümüydü ama ordan yönünü havacılığa çevirdi.

Ankara’da pilotluk öğrenimi sonrası 1997’de KTHY’nin kapısında uçuş mühendisi olarak girdi. Sonra ikinci pilot olarak uçmaya başladı. Amerika’da Boeing 737-800’lerle ilgili kurs alıp 2003 Şubat’ında Boing 737-800 kaptanı oldu. On bir bin saatin üzerinde uçuşu var.

... Ve çaresiz kalıp gözü yaşlı olarak KTHY’den değil Kıbrıs’tan kopuyor.
Biraz çekinerek parasal durumun ne olacağını sordum. “ Bizi anlamayanlar, anlayamayanlar bilsin. KTHY’de aldığım maaşın yaklaşık 3 bin TL fazlasını alacağım. Bizim KTHY aşkımızın temelinde para yoktu. Gövdesine Kıbrıs Türk Havayolları yazan bir uçağı Kıbrıslı Türk bir pilot olarak uçurmanın nasıl bir duygu olduğunu yaşamayan bilemez. Uçurduğumuz bir uçak değil, Kıbrıs Türkü’nün mücadelesi, onurlu duruşuydu. Siyasiler bunu bilmedi.”

... Ve Tamer Kaptan, siyasilere ders veren şu sözlerle noktalıyor konuşmamızı: “ Kaptan pilot olarak dünyanın her yerinde geçerli bir mesleğim var. Uçarım, çalışırım paramı kazanırım. Dünyanın her yerinde çalışmak özgürlük olarak algılanabilir. Ancak ülkenizde çalışma koşulları sizden kaynaklanmayan nedenle sonlanarak yurt dışına gitmek zorunda kalırsanız bu bir özgürlük değil, ülkenizi yönetenlerin sizi sürgüne göndermesidir. Ben bu sürgüne gözüm yaşlı olarak isyan ediyorum...”

Günün sözü:

Halkını bilmeyen, haddini hiç bilmez
Abdest alan donuna, namaz kılan canına / 09.09.2010 / Hasan Hastürer
Çakıcı’yı yargısız infaz etmem... / 08.09.2010 / Hasan Hastürer
Siyasetten yoksun siyaseti, izlemek... / 07.09.2010 / Hasan Hastürer
Ayinesi iştir Suat Hoca’nın... / 06.09.2010 / Hasan Hastürer
Lurucina’dan Akıncılar’a hüzünlü yolculuk sürerken.... / 04.09.2010 / Hasan Hastürer
Hem gurur duydum, hem de üzüldüm / 04.09.2010 / Hasan Hastürer
Yaşama sahip çıkmak nedir? / 03.09.2010 / Hasan Hastürer
Küçük ama anlamlı adımlar (*) / 02.09.2010 / Hasan Hastürer
On iki ay ve her yerde turizm... / 01.09.2010 / Hasan Hastürer
Hem sağlık ve hem cep için tehdit... / 31.08.2010 / Hasan Hastürer
Tavuk etinin de tadı tuzu kalmadı... / 30.08.2010 / Hasan Hastürer
Altmış dokuz yaşında deli dolu bir yürek... / 29.08.2010 / Hasan Hastürer
“Bu mahcubiyet bitmeli..” / 27.08.2010 / Hasan Hastürer
Yazıklar olsun bunlara!!! / 26.08.2010 / Hasan Hastürer
Bekara eş boşamak kolaydır... / 24.08.2010 / Hasan Hastürer
Bu gidişatın sonu üniversitelerimizin cenaze namazıdır... / 23.08.2010 / Hasan Hastürer
Bir bilenle konuşmanın farkı... / 22.08.2010 / Hasan Hastürer
Dünya standardında banka olmak... / 21.08.2010 / Hasan Hastürer
Yanarım yanarım, neye yanarım bilir misiniz? / 20.08.2010 / Hasan Hastürer
İddaa, gözünü KKTC’ye dikmişken... / 19.08.2010 / Hasan Hastürer
Utanma duygusu insana mahsustur / 17.08.2010 / Hasan Hastürer
Aralık, kapının ardında... / 17.08.2010 / Hasan Hastürer
“Denktaş Bey’den sonra halimiz ortada...” / 16.08.2010 / Hasan Hastürer
Bağışıklık kazanmak büyük tehlike... / 15.08.2010 / Hasan Hastürer
Mehmet Tancer, bu rezilliği zor kaldırır diye düşünüyorum... / 14.08.2010 / Hasan Hastürer
Genel istek üzerine “Politikanın Fahişeleri” / 13.08.2010 / Hasan Hastürer
Maliye Bakanı Ersin Tatar’ın penceresinde... / 12.08.2010 / Hasan Hastürer
Eğer KKTC Hukuk Devletiyse... / 11.08.2010 / Hasan Hastürer
Son sözü yargı söyleme noktasına yürünürken... / 10.08.2010 / Hasan Hastürer
Düşmanlık ezeli ve ebedi olmamalı... / 09.08.2010 / Hasan Hastürer
Google