| Öküz altında buzağı arayan... |
(17.03.2004 - )
Alttaki yazımı bir ay önce yazmıştım, 17 Şubat 2004 tarihinde...
Denktaş’ın 21 Mart’a kadar görüşmelere katılacağını, o tarihten sonra da referandumda hayır kampanyası için yollara düşeceğini yazmıştım.
Bugün 17 Mart 2004 ve Denktaş görüşmelerde hiçbir ilerleme olacağına inanmadığı için dörtlü görüşmelere katılmayacağını açıkladı.
Biz biliyorduk da... Komitelerin seçtiği bayrağı bile “Kırmızı renk alttadır. Tepkiler vardır, henüz tamam demedik.”diyerek. Öküz altında buzağı arayan Denktaş’ın, hala daha gerçekten antlaşma istediğine inananların aklına şaşarım.
Ve işte 17 Şubat tarihli yazım,
Türk heyeti New York’a giderken, iki varsayım üzerine uzun uzun düşündüm durdum:
1) Denktaş görüşmeleri terkederse...Talat görüşmelere devam eder mi?
2) Görüşmeler çıkmaza girer, Türk heyeti KKTC’ye dönerse, Başbakan Mehmet Ali Talat ve CTP Birleşik güçler nasıl? bir tavır takınır,
barış sürecinde nasıl bir mücadele verilirdi?
Mesela Başbakan istifa edip, halk ile sokaklara iner miydi?
Doğrusu, bu iki varsayımın da gerçekleşmemesinden dolayı çok memnunum.
Şimdi önümüzde yeni bir süreç var. Yarın görüşmeler başlıyor. Denktaş, bugüne kadar ben de anlaşma isterim demesine rağmen, maalesef halkına güven verememektedir.
Sn.Denktaş’ın “Antlaşma ama,...” söylemleri ne yazık ki halen devam etmektedir. Daha akşam NTV’de Anahtar programında Mithat Bereket’in “Mayısa kadar antlaşma olabilir mi?” Sorusuna, “Hade bende herkes gibi olabilir deyim. Çünkü başka bir şey söyleyeni hemen çarmıha gererler.” Diyerek halen çözüme inanmadığını tekrarlamıştır.
Gelinen süreçte Denktaş’ın tavrı ne olabilir. Bence bir tek seçeneği var:
21 Mart’a kadar görüşmelere katılır, anlaşamadım der, topu Türkiye’ye atar. Sonunda “ Bana garanti vermiştiniz ama, bakın siz de egemenlik hakkımızı alamadınız.” der ve referandum da hayır için yollara düşer.
Devam edecek olursak, daha sonra neler olur?
Bu varsayımda, referandumdan evet çıkarsa, Sn.Denktaş’ın politik yaşamı sıfırlanır.
Haaa Hayır çıkarsa, Allah uzun ömürler versin. Ölene kadar başımızdadır , haberiniz olsun.
|
|